Eskiden çok söylenirdi, ekmek arslanın ağzında diye. Şimdilerde midesine kadar indiği rivayet ediliyor. Rızka Allah’ın kefil olduğunu, hiç kimsenin kendi rızkımızı yiyemeyeceğini ve rızkın bitmesinin ömrün bitmesi anlamına geldiğini bilenler için bu sözler bir endişe vesilesi olmasa da zahmetsiz rahmet olmayacağını da unutmamak gerekir. Bu zahmetin de en önemli ayağını, çalışma hayatından önce atıldığımız eğitim hayatı kapsıyor. Kaliteli bir eğitim ve öğretimin öğrencide vücut bulabilmesi için üç temel sac ayağı vardır: aile, öğrenci ve okul. Bu üç unsurda iş birliği sağlanamaması veya birinde yaşanan problemin çözülememesi durumunda öğrencinin önceliklerinde değişme, davranışlarda bozulma, okula karşı ilgisizlik ve derslerde gerileme kaçınılmaz olur. Bu bakımdan saydığımız üç unsur üzerinde her paydaşın ciddi olarak durması ve sürecin takipçisi olması gerekir. Okul, öğrencinin eğitim hayatı için en çok zaman ayırdığı ve bulunduğu yerdir. Bu özelliği ile okuldaki eğitim sistemi, kaliteli ve planlı bir sürecin işletiliyor olması hem ferdi hem de topyekun başarı için olmazsa olmazdır. Meseleye bu açıdan bakan veliler, hangi fen veya Anadolu lisesine hatta nitelikli meslek lisesine çocuğumu gönderebilirim diye akla karayı seçiyor. Arayışları neticesinde tatmin olamayan veya daha başka sebeplerle özel okul arayışına yönelen veliler olabiliyor. İşte tam bu noktada iki türlü sıkıntı ile karşılaşıyoruz: 1-Velinin öğrenci profiline ve eğitim anlayışımıza uymayan beklentileri, 2-Öğrenciyi sadece para olarak gören okul idarecilerinin gerçekleşmeyeceğini çok iyi bildikleri uçuk kaçık vaatleri. Şimdi sırasıyla bu iki yanlış tutumun sahaya olan yansımalarına bir tarafa da ideal karşılıklarını koyarak bakalım: Bireysel Gelişime Katkı Her özel okul, hem devlet okullarından farklı bir anlayışı sergilemek adına hem de verimliliği artırma gayesi ile bireysel çalışmalara önem verir. Hele hele mevzu üniversiteye hazırlıksa bire bir yapılacak çalışmaların önü daha da açılır. Böylece öğrencinin hem üst kademedeki eğitime hem de sosyal hayata ve iş hayatına daha nitelikli ve hazır olarak başlaması hedeflenir. Tabi ki bu konuda okulun vaatleri ile gerçekliğin kontrol edilmesinde fayda var. Kişisel gelişim konusunda beklentisi olan veli ise bu beklentisini öğrencisinin kapasitesi ile doğru orantılı olarak talep etmeli. Yoksa öğrencinin akademik yetersizliğinin faturasını sadece okula kesip velinin sorumluluktan sıyrılması öğrenciyi mutlu ve özgüvenli bir geleceğe taşımayacaktır. O halde öğrenci için bünyeye uygun eğitim hedeflerinde ailenin kararları önemli. Mesleki eğitim ve gelişime ihtiyaç duyan bir öğrenciden özel Anadolu veya fen lisesinde (daha çok özel okullarda olabiliyor) başarı beklemek, balığın ağaca tırmanmasını beklemek gibidir. Ebeveynlerin Eğitim Sürecine Aktif Katılımı Özel okullarda ebeveynler çocuklarının öğretmenleri ve rehber öğretmenleri ile daha fazla iletişim içindedirler. Sınıflardaki öğrenci sayılarının da az tutulması, zaman zaman veli katılımlı etkinliklere imkân sağlamaktadır. Kolejlerin diğer bir olumlu yanı da veliye her an sağlıklı bilgi verilebilmesi ve sorunlara anında veya öncesinde dâhil olarak çözüme katkı sağlayabilmeleridir. Bu konuda da veli çocuğu hakkında sağlıklı bilgi alıp almadığını farklı açılardan gözlemlemeli. Yoksa sene sonunda farklı tablolarla da karşılaşılabilir. Tesisler ve Donanım Durumu Kütüphaneler, sportif ve kültürel faaliyet alanları, bilimsel çalışmaların desteklendiği laboratuvarlar vb. alanlar öğrencilere sunulan tesisler denince akla ilk gelenler. Her yönden gelişmiş bireyleri toplum hayatına kazandırmayı dert edinen okullar, bu hedeflerini gerçekleştirmek için yeterli tesis ve donanıma sahip olmak zorunda. Ancak bu noktada velilerin genel eğilimi, okulun makyajına takılıp diğer alanları sorgulamamalarıdır. Hâlbuki eğitim kalitesi, öncelikli sorgulanması gereken unsur olmalıdır. Çok Yönlü Bireyler Yetiştirmek Kolejler öğrenciyi akademik olarak yetiştirirken sportif, kültürel alanlarda gelişimlerine katkıda bulunup yeteneklerini geliştirip hobilerine de vakit ayırmalarına imkân sağlamalı. Bu anlayışa uygun ders dışı etkinlikler planlanarak uygulanabilmeli. Sadece çok iyi matematik problemi çözebilen öğrenci yetiştirmek; ileride mühendis, mimar, doktor da olsa topluma yabancı, iletişim yeteneği zayıf bireylerle karşılaşmamıza sebep olacaktır. Uzman Eğitim Kadrosu Özel okulların öğretmenleri de özel olmalıdır. Burada görev yapan öğretmenler; öncelikle meslek ve öğrenci sevgisi ile dolu, tecrübe sahibi,  öğretme yetenekleri üst düzeyde olan öğretmenler olmalı. Ayrıca öğretmen, özel okulun ona sunduğu kendini hızlı geliştirme imkânını iyi kullanmalı. Özel okul tercih edecek veli açısından dikkat edilecek en önemli hususlardan birisi de öğretmen kadrosunun kalitesi ve istikrarı olmalı. İdeal Sınıf Mevcutları Birçok ebeveyn için devlet okullarındaki en büyük sorunken özel okullardaki en önemli ayrıcalıklardan biri sınıflarda ideal öğrenci sayıları ile ders yapılmasıdır. Devlet okullarında 35-40 arası değişen öğrenci sayılarına baktığımızda öğrenmen bir öğrenciye kırk dakika ders yapabilse bile yaklaşık 1 dakika ayırabilmektedir. Kolejlerde 12-24 arası değişen öğrenci sayıları ile öğrenciye daha sağlıklı ve uzun süre ayrılabiliyor. Bu konuda özel okullarda genel itibari ile bir sıkıntı olmadığını söyleyebiliriz. Esnek Müfredat Uygulaması Devlet okullarında öğretmen müfredat ve ders kitabına sıkı sıkıya bağlı iken özel okullar bu konuda daha esnek davranabilmektedir. Böylece fen ya da sosyal bilim ağırlıklı eğitim anlayışını, dönemin merkezi sınav mantığına göre şekillendirip uygulayan özel okullar başarıya daha fazla odaklanma refleksi gösterebilir. Bu anlayışın yanında değerler eğitimi ve sosyal hayata hazırlık imkânı sağlayacak çalışmalar da eğitim planlamasına eklenebilir. Konuyla ilgili olarak veliye düşense esneklik ile başıboşluk arasındaki farkı gözetmektir. Akademik Yeterlilik ve Başarı Durumu Yukarıda sayılan maddeler, bir özel okulun devlet okuluna göre avantajlarının yanında vaatler-gerçekler çelişkisini ortaya koyuyor. Bu çelişkinin veliler açısından en somut görüleceği nokta ise akademik verimliliğin geldiği seviye ve bunun öğrencileri hedeflerine ulaştırıp ulaştırmadığıdır. Ayrıştırmadan Bireysel ve Toplumsal İlgi Özel okullar, sadece bireysel başarıyı değil, kitlesel başarıyı da kendine hedef edinmelidir. Yıllarca kendi gizli eğitim ve kültür anlayışına uygun öğrenci yetiştirmeye çalışıp kendilerine uyum sağlayan öğrencilere özel ve ek çalışmalar yapan diğer öğrencileri ise boşlayan okulların yerinde bugün yeller esiyor. Öğrencilerin sınıflandırılması, zihniyete göre değil eğitim ve öğretimin ilkelerine göre olmalı. Velilerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de budur. Her yıl her öğrenciyi memnun etmek hedefinde olan özel okullara talebin ve bakanlığın desteğinin inişli çıkışlı bir grafik izlediği ülkemizde, özel öğretimdeki kalite ve öğrenci sayılarının istenen düzeye ulaşması; yeni eğitim öğretim yılının tüm idareciler, veliler ve öğrenciler açısından hayırlar getirmesi, halkımız ve milletimizin birliğine vesile olması temennisi ile son sözü yine şaire bırakalım: Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;  Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.     // M. Akif ERSOY

Hasan ÖZKILIÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Destek Hattı