İletişim varlığımızın temel belirleyicisidir. İlk çağlardan günümüze insanlık geliştikçe iletişim de gelişmiş ve şekillenmiştir. Ailedeki doğru kurulan iletişim ise ilişkileri güçlendirerek daha sağlıklı bir ortamın oluşmasına katkı sağlar. Aile içerisinde çocukların anne babalarıyla daha rahat iletişimde bulunmasını ve ilişkilerinin daha sıcak olmasını destekleyen ilk kavram ise empatidir.

Empati, bireyin kendini karşısındakinin yerine koyabilmesi ve yaşanılan olaylara karşıdakinin penceresinden de bakabilme becerisidir. Empati kurmanın ilk koşulu karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerinin doğru anlaşılmasıdır. Empatinin çocuğa hissettirilebilmesi için birtakım tepkiler verilmelidir. Jestler, mimikler ve sözel mesajlar kullanılarak empati çocuğa aktarılabilir. Empati kurulan bir ailede çocuk daha çok anlaşıldığını ve duygularının paylaşıldığını hissedecektir.

Anne ve babaların çocukları ile iletişim kurarken duygularını karşıdakileri yargılamadan ve daha sağlıklı şekilde anlatabilmeleri için sen dili yerine ben dilini kullanmaları gerekir. Sen dili karşımızdaki kişiye hissettiğimiz duyguların nedenini açıklamayan mesajlar iletir. Suçlama içerdiği için karşıdaki kişiyi savunmaya yöneltir ve sorun büyür. Sen iletileri iletişimi engeller ve genellikle kızgınlık ifadeleri için kullanılır. Ebeveynler, onaylanmayan davranışlar karşısında çocuğa zaman zaman, öznesi “sen” olan “Yapma”, “Neden böyle yaptın?”, “ Bıktım senden”, “Beni kızdırıyorsun”, “Ne laf anlamaz çocuksun” gibi cümleler kurabilir. Sen dili ile yapılan çocuğu küçük düşürücü ifadeler çocuk tarafından kendisinin sevilmediği ve kabul edilmediği şeklinde algılanabilir.

Sen dili iletişimi zorlaştırırken ben dili ile konuşmak iletişimi kolaylaştırır. Ben dili, bireyin karşılaştığı durumda kendi duygularını ifade ederek iletişim kurma şeklidir. İletişimde sorunlar anlatılırken “ben dili” kullanıldığında diğer birey incitilmeden mesajlar verilmiş olur. Aile ilişkilerinde sorun her zaman çocuktan kaynaklanmayabilir. Anne-baba da yorgun, üzgün, uykusuz, kızgın ya da endişeli olabilir. “Yorgunum”, “Dinlenmek istiyorum” gibi açık bir anlatımla gerçek duygunun ortaya konması “ben-iletisi”dir. Sen-iletisi, çocuğu inatlaşmaya yöneltirken ben-iletisi karşısındakini anlamasına yardımcı olacaktır.

Konuşurken karşımızdaki kişinin ne hissettiğini anlayamadığımızda onlarla iletişim kopukluğu yaşayabiliriz. Doğadaki her şey iletişim halindedir. Hayvanların, bitkilerin kendi aralarında ve insanlarla iletişim halinde olduğu birçok araştırmayla kanıtlanmıştır. Bitkilerin özel ilgi ile daha sağlıklı büyüdüğü, hayvanların doğru iletişim ile çok iyi arkadaş olabileceği gözlemlenmiştir. Ama konuşma yetisi bir tek insana verilmiştir. Peki bu özel yeti bizlere verilmişken neden bazen anlaşamayız?

Anne babalar çocuklarını dinlediklerinde ve çocukları kendilerine bir sorunla geldiklerinde genellikle müdahale ederek soruna doğrudan çözüm yolları getirirler. Anne babanın kullandıkları bu müdahaleler iletişim engelleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu engeller şu şekilde açıklanabilir:

Emir Vermek : “Yemeğini ye, koşma,” gibi nedeni açıklanmayan ve çok kesin olan emirler, iletişimi zedeler. Çocukta korku, direnç oluşturabilir ve tersine davranmaya, isyankâr davranışa yol açabilir.

Tehdit Etmek: “Böyle yapmaya devam edersen evde görürsün” şeklinde bir tehdit çocukta kızgınlık oluşturmaya, korku ve boyun eğmeye, isyankârlığa ve meydan okuyarak o davranışta ısrarcı olmaya yol açabilir.

Ahlak Dersi Vermek: “yapmalıydın.” şeklinde cümleler kullanılması çocukta zorunluluk ve suçluluk duyguları oluşturabilir. Çocuğun savunmacı davranışına yol açabilir.

Eleştirmek, Suçlamak: “Sen zaten çok yaramazsın”, “şımarıksın” gibi ifadeler çocuğun kendisini yetersiz, değersiz ve işe yaramaz hissetmeye başlamasına yol açabilir. Bu tür cümleler kullanmak çocuğun benlik saygısını zedeleyebilir.

Utandırmak: “Neden bebek gibi ağlıyorsun? ”, “Sen bebek olmuşsun” gibi sözler çocuğun benlik değerinin zedelenmesine yol açar ve iletişime zarar verir.

Nasihat Verme: “Ben olsam böyle yapmazdım.” “Ben senin yaşındayken…” gibi ifadeler çocuğu yargılama mesajı içerdiği için isyan veya direnme oluşturabilir.

Sorgulamak: Çocuğa sürekli olarak “Neden…?” “Kim….?” gibi soruların sorulması çocuğun hayır demesine, çocuğun kendisine güvenilmediğini hissetmesine neden olabilir.

Mantık Yoluyla İnandırmak :“İşte bu nedenle hatalısın”, “Evet ama…” gibi ifadeler çocuğun iletişimi kesmesine, karşı koymasına yol açabilir.

Yorumlamak, Analiz Etmek, Teşhis Koymak: “Senin derdin nedir biliyor musun?” ve “Aslında sen şunu demek istiyorsun” gibi ifadeler tehdit edici olarak algılanabilir. Çocuk kendini korumasız hissedebilir.

Geçiştirmek: “Aldırma düzelir” “Zamanla iyi hissedersin” gibi ifadeler çocuğun yetişkin tarafından anlaşılamadığını ya da kendini kötü hissetmesinin uygun olmayacağı mesajını verebilir.

Gereksiz Övmek: “Çok haklısın” ve “Senin gibi düşünüyorum” gibi ifadeler çocuğa içtenlikten uzak gelebilir ve ailenin beklentilerinin yüksek olduğunu düşündürebilir.

Oyalamak: “Aman boş ver ” “Hadi gel televizyon seyredelim” “Buna mı ağlıyorsun?” gibi ifadeler çocuğun sorunlarının önemsiz olduğu, savaşmak yerine vazgeçmesi mesajını verebilir. Çocuk sorunlarını ifade etmekten kaçabilir.

Aile içerisindeki sağlıklı iletişimi sağlayabilmek için konuşmanın olduğu gibi dinlemenin de bazı etkili ve etkili olmayan yolları vardır.

Etkin Dinleme: Dinlediğini ve anladığını karşı tarafa geri dönütlerle belli ederek dinlemektir. Kişi anlaşıldığını hisseder.

Edilgen Dinleme: Herhangi bir tepki ve geri dönüt vermeden yapılan dinlemedir. Kişi anlaşıldığını hissedemez.

Nasıl dinlemeler etkili değildir;

  • Başka bir şeyle ilgilenerek,
  • Söz keserek
  • Kendi söyleyeceklerine odaklanarak
  • Sabırsız,
  • Dikkatsiz
  • Savunmacı dinlemeler iletişime zarar verecektir.

Bazen konuşmadan da anlaşabiliriz. Bedenimizin bir dili vardır ve karşı tarafa konuşmamıza gerek kalmadan mesajlar verir. Beden dilimizle karşı tarafa yorgun, uykusuz, mutsuz ya da neşeli olduğumuzun mesajını veririz. Çocuklara karşı “sana kızmadım” dediğimizde yüzümüzdeki kızgın ifadenin birleşimi inandırıcı olmayacaktır. Bütün bu işaretleri doğru yorumladığımızda ailedeki iletişim sorunlarını da en aza indirebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Destek Hattı