Kardeş Kıskançlığı

Değerli ebeveynler kardeş kardeş geçinen çocuklar yetiştirmenin ilk ve en önemli adımı kıskançlık duygusunu çok iyi tanımak ve anlamlandırmaktır. Nedir kıskançlık, neden oluşur, nasıl yönetilir?

Bu blog yazımızda kıskançlık duygusunun temellerini ve kardeş ilişkilerini geliştirmenin yollarını okuyor olacaksınız. Faydalı olması ümidiyle, keyifli okumalar dileriz. Bursa Özel Osmangazi Okulları

Kıskançlık Nedir?

Kıskançlık, insan hangi yaşta olursa olsun en temel ve baş edilmesi en zor duygularından birisidir. Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına katlanamamaktır. Peki mutluluk gibi üzüntü gibi doğal ve kaçınılmaz mıdır?

Evet sevgili aileler kıskançlık duygusu da mutluluk, üzüntü, şaşkınlık gibi doğal ve yok sayılamayacak bir duygudur. Kıskançlık duygusu ilk insanın yaratılışından itibaren var olan bir duygu. Habil ile Kabil, Hz. Yusuf ve kardeşleri… Bu noktada önemli olan bu duyguyu yok saymak, kaçmak ya da kabullenmemek değil, olumluya çevirebilmek ve çocuklarımızın hayatında “yönetebildikleri” bir noktaya gelmesi için yol gösterici olabilmektir.

Kıskançlıkla İlgili Kabul Edilecekler Listesi

  • Kardeş kıskançlığı doğal ve kaçınılmazdır.
  • Kardeşler birer yakın dost olmak zorunda değildir.
  • Kız çocukları da erkek çocuklar gibi kavga edebilir ve kıskanırlar.
  • Yaş farkı olması her zaman kıskançlığın önüne geçemez.

Kardeşler Arası Kıskançlık Neden Olur?

Her bireyde kıskançlık duygusunun yoğunluğu ve nedenleri farklılık gösterebilir. Çocuklarımızı ve kendi davranışlarımızı gözden geçirerek kıskançlığın temel nedenine dair düşüncelerimiz olursa o duyguyu daha kolay yönetebiliriz. Değerli aileler unutmayalım ki davranışlarımızın ve sözlerimizin bir gücü var.

1.Daha Az …

Aileye yeni katılan bir üye diğer çocukların o zamana kadar kendi üzerlerinde olan ilgi ve dikkatin diğer kardeşlere yöneltilmesiyle birlikte her şeyin daha az olacağını düşünebilir. Eskisi kadar sevilmeyeceğim ve ilgilenilmeyeceğim duygusunu yoğun bir şekilde yaşayabilir.

2.Favori Çocuğunuz Var Mı?

Değerli Ebeveynler, psikolojide “incinebilirlik oranı” diye bir kavram vardır. Bu kavram bazı çocukların yaratılıştan daha avantajlı özelliklere sahip olduklarını bu yüzden de hayata dair daha az incinebilir olduklarını ifade eder. Mesela fıtraten daha güler yüzlü, sıcak kanlı, arkadaş canlısı bir tabiata sahip olarak doğan çocukların daha az incinebilir oldukları gözlenmiştir. Ama diğer taraftan tabiat olarak daha hırçın daha zor uyum sağlayan, içe dönük vb. çocukların daha fazla incindikleri görülmüştür. Genelde bu çocuklar kardeşler arasında favori çocuk olmaktan çok uzaktırlar. Favori çocuk olmadıklarını hissetmek ya da evdeki yaramaz, söz dinlemeyen olarak bir rolleri varsa bu durum onların daha da olumsuz duygular hissetmelerine ve olumsuz davranışlar sergilemelerine sebep olabilir. Unutmayalım ki çocuklar hisseder. Her çocuğumuzun eşsiz ve biricik olduğunu hep hatırlayalım.

3. Kötü Duygular Dışarı Çıkmadan İyi Duygular İçeri Giremez

Çocuklarımızın kötü duygularını anlamak beraberinde iyi duyguları getirir. Duygularından bahseden çocuğumuza duyguları ne kadar abartılı ya da saçma gelirse gelsin;

“Demek böyle hissediyorsun” diyerek onay vermek onun kaygı stres seviyesini aşağıda tutmasına yardımcı olacaktır. Ancak duygularını yok sayarsak ve anlamaya çalışmazsak bu duyguların yerini olumlu duyguların alması zor olacaktır. Aşağıdaki cümlelere benzer cümleler çocuklarımıza onların duygularını yok saydığımızı hissettirebilir.

“Saçmalama böyle düşünmene gerek yok”

“Ne biçim konuşuyorsun o senin kardeşin”

“Kardeşine böyle şeyler söylediğinde çok kızıyorum. Düşüncelerini kendine sakla”

“Bu evde yaşıyorsan kardeşine geçinmeyi öğreneceksin.”

“Hani kardeş istiyordun. Sen istedin kardeşin oldu. Onunla iyi geçinmek zorundasın.”

“Merak etme ben ikinizi de aynı seviyorum. Hiç ayırmıyorum.”

Gerçekten dinlendiğini ve anlaşıldığını hissettirdiğimizde ise bir bomba gibi patlamasına engel oluruz ve olumlu duygular içinde büyümeye başlar.

“Keşke kardeşim hiç doğmasaydı”

Yanlış Cevap: O ne biçim söz öyle? Bir daha duymayayım. Biz bir aileyiz.

Doğru cevap: Zaman zaman ikimizin yalnız olduğu günleri özlüyorsun. Haydi beraber bir şeyler yapalım. Ve ne zaman böyle hissedersen gel bana söyle kocaman sarılıp içindeki sıkıntıyı geçirebilirim.

“Ödev yapmaya çalışıyorum gıcıklık olsun diye ses yapıyor.”

Yanlış Cevap: Sende kapını kapat, diğer odaya geç.

Doğru Cevap: Sana daha anlayışlı davranmasını beklerdin.

4. Kardeşlik Kıyas Kabul Etmez

Çocuklar kardeşinin övülmesini kendilerinin yerilmesi olarak algılar. Doğal yetenekleri olan çocuklarımız vardır kesinlikle cesaretleri görülmeli cesaretlendirilmeli ama kardeşlerini harcamak pahasına değil. Bazen kıyaslamadığımızı düşünürüz. Evin bilgini, evin kitap kurdu evin sporcusu vb. söylemlerimizde diğer çocuklarımızın hissettiği şeyler; ben akıllı değilim, zaten evin kitap okuyanı belli benim okumama gerek yok gibi düşünceler olabilir.

  • Kıyaslamayın istediğinizi belirtin

Yanlış Cümle: Şu odanın haline bak! Azıcık abin gibi düzenli olsan.

Doğru Cümle: Odan çok dağılmış. Hemen toparlamanı istiyorum

  • Kıyaslamayın davranışı tebrik edin

Yanlış Cümle: Kardeşin yine her yeri dağınık bırakmış! Sen oyunun bitince oyuncaklarını topluyorsun kardeşin gibi düşüncesiz değilsin.

Doğru Cümle: Aaa oyuncaklarını toplamışsın! Bu sorumluluğu aldığın için çok teşekkür ederim.

  • Kıyaslamayın teşvik edin, yol gösterin

Yanlış Cümle: Ablan bu şiiri bir kere okuyup ezberlemişti. Ezber konusunda onun kadar iyi değilsin

Doğru Cümle: Sanırım birkaç kere daha okursan şiiri ezberlemiş olursun.

Ya kardeşler birbirini kıyaslarsa; ona aldın bana neden almadın, onun tabağına daha büyük pasta koydun, o 10 dk. oynadı ben 5 dk. oynadım, ablamın saçları çok güzel benim saçlarım çok çirkin…

Bu ve buna benzer kıyaslamalarda taraf olmamamız önemli. Aaa olur mu öyle senin saçlarında en az ablanın ki kadar güzel dediğimizde çocuğumuzun başlattığı yarışa dahil oluyoruz. O an örnek vererek açıklamalar yapmak yerine duygusuna odaklanarak; “Canın bir şeylere sıkılmış gibi konuşmak ister misin?” diye sormak çok daha faydalı olacaktır. Burada amacımız çocuklarımıza eşit değil eşsiz olduklarını hissettirmek.

Kıskançlık ve Kavga Durumlarında Kardeşlerin Arasına Girmek Mi Girmemek Mi?

Değerli ebeveynler eğer o esnada sizler de çok öfkelendiyseniz, öfkeliyken çözüm üretmeniz bir o kadar zor olacaktır. Ve olayları bu durum kördüğüme dönüştürebilir. İlk başta bizler çılgına dönmeden ortamdan ayrılmak, kendimizi sakinleştirdikten sonra yol gösterici olmalıyız. Her zaman her kavgaya dahil olmamamız çocuklarımızın kendi problemlerini çözme becerilerini köreltebilir. Ancak aşağıdaki yöntemleri kullanarak onlara yol gösterici olup kendi çözümlerini üretmelerini sağlayabiliriz.

1.Yöntem: Empatiyi Arttırarak Dinleme

  • Kim başlattı diye sormadan, dinlemeliyiz. Çünkü her iki tarafta o anda kendi haklılığını ispatlamaya çalışacaktır. Birbirlerinin yerine olayı anlatmalarını isteyebiliriz. Sen şimdi kardeşin ol, sende ablan ol ve yaşananları birbirinizin dilinden anlatın. 

2.Yöntem: Çözümleri Listelemek 

  • Zarar vermek yerine neler yapabilirdin? Sorusunu sorarak çocuklarımızın düşünmesini sağlamak ve söylediklerini maddeler halinde yazıp görebilecekleri bir yere asabiliriz.

Örnek: Kardeş Kardeş Geçinme Maddeleri 

  • Ayşe kardeşi oyuncaklarını izinsiz aldığında içinden kardeşine vurmak geliyor. İşte bu liste Ayşe sinirli olduğunda kardeşine vurmak yerine yapabilecekleridir.
  • Bu listeyi oluştururken bir aile toplantısı şeklinde çocuğumuzun fikirlerini alarak oluşturmak çok daha faydalı olacaktır.

3.Yöntem: Özel Kodlar Oluşturmak

  • Ailecek çok sinirliyim anlamına gelen yeni bir kod kelime türetebilirsiniz. Vurmak ve olumsuz kelimeler kullanmak yerine karşımızdaki kişinin davranışı durdurmak için kullanacağınız bir kelime belirleyebilirsiniz. 
  • Bu kelimenin komik olması ailecek belirlenmesi çok daha fayda sağlayacaktır. Çocuklar pırt! dediğinizde gülümsemeler başlayacaktır. 

4.Yöntem: Konuyu Buzluğa Kaldırmak 

  • Durum gerçekten o an çözülecek gibi değilse; Haydi çocuklar konuyu donduralım!
  • Bazen gerçekten konuyu bir kâğıda yazıp buzluğa atmak faydalı olacaktır. Konuyu buzluğa kaldırdıktan sonra sakinleşecekleri ayrı odalarda ve keyif alacakları işlere yöneltmek çok işe yarayacaktır.

5.Yöntem: Çözüm Odasına / Köşesine Davet Etmek 

  • Ortamı hazırlamak ve geri çekilmek çocuklarımızın problem çözme becerilerinin de artmasını sağlayacaktır.
  • Evimizde bir çözüm odası ya da köşesi hazırlayarak sadece kavga anında değil ailecek problem yaşadığınız zamanlarda bu köşeyi kullanmak faydalı olacaktır. Bu sorunun üstesinden gelebileceğinize eminim. Şimdi odaya girin ve çözüm önerilerinizi yazmaya başlayın. Çözüm odasının kurallarını biliyorsunuz kavga, öfke ve tüm olumsuzluklar kapının önünde bırakılır.

6.Yöntem: Küçük Kardeşin Dilinden Mektup Yazmak 

  • Esprili ve kardeşinin duygularını ifade eden bir mektup yazmak kardeşiyle olan iletişimini olumlu etkileyecektir.
  • Ablacığım lütfen annem mutfaktayken gizlice saçımı çekmekten vazgeç üç tel saçım var zaten yakında kel kalacağım.

7.Yöntem: Aile Toplantıları

Toplantılar faydalı olmaları sebebiyle iş yerlerinin olmazsa olmazlarıdır. Evlerimizde de faydalı aile toplantıları oluşturabiliriz. Evdeki süreçleri, varsa problemlerin anlatıldığı, evde güzel giden şeylerin konuşulduğu toplantılar ailemizin birbiriyle olan olumlu ilişkilerini arttıracaktır. Bu toplantılar haftada 1 kez, kararların oy birliği̇ ile alındığı toplantılar olabilir. Herkesin birbirini̇ dinlediği sadece çocuklardan beklentilerin söylenmediği, telefonların kapalı olduğu toplantılar evdeki birçok probleme çözüm olacaktır.

PDR BİRİMİ

Kaynaklar

  1. Faber, A. ve Mazlish E. (2015). Kardeş Rekabeti. İstanbul: Doğan Kitap Yayınları.
  2. Kuzucu, Y. (2019). Küçükler İçin Büyüklere. Ankara: Pegem Yayınları
  3. Tongar, H. (2018). Kardeş Kardeş Geçinen Çocuklar Yetiştirmek. İstanbul: Hayykitap Yayınları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Destek Hattı