Değerli okurlarımız, bu blog yazımızda  Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite konusunu ele aldık. Keyifli okumalar diliyoruz.

Dikkat eksikliği nedir?

Bir düşüncenin belirli bir sürede bir uyarana odaklanması ve bu süre içinde diğer uyaranların o odağın dışında kalmasını dikkat olarak tanımlayabiliriz. Genellikle öğrencilerin dikkatini toplayabilmesi için ortamın sessizliği ve düzenli olması yeterli gelebilirken dikkat eksiliği yaşandığında bu yeterlilikten bahsedemeyiz. Elbette yaş düzeyine göre dikkat süreleri farklılık gösterdiğinden  çocukların  bulunduğu yaş dilimine göre değerlendirme yapmak gerekir.  Peki dikkat eksikliğinin  belirtileri nelerdir?

  • Detaylara dikkat etmekte zorluk yaşarlar ve bu yüzden de basit hatalar yapabilirler.
  • Odaklanma gerektiren etkinliklerde dikkatlerini sürdüremezler.
  • Dış uyarıcılardan dikkatleri çabucak dağılır.
  • Karşısındaki kişiyi dinlemede güçlük çekerler
  • Unutkandırlar.
  • Zihni uzun süre meşgul edecek görevleri sevmezler.
  • Verilen görevleri belirli bir zaman diliminde yetiştirmekten kaçınırlar, yönerge takip etmek onlar için zorlayıcıdır.

Hiperaktivite/Aşırı Hareketlilik Dürtüsellik nedir?

            Hiperaktivite bir aşırı hareketlilik halidir. Böyle bireyler bedenlerinde ve beyinlerinde aşırı uyarılmışlık hissederler. İçlerine gelen duyguyu hazmedip yatıştıramazlar. Duygularını yatıştırabilme kapasiteleri oldukça azdır. Bu yüzden duygularını daha uzun süre yaşarlarDavranışlarının nelere neden olabileceğini düşünmeden harekete geçerler. Davranışlarının sonuçlarını hesaba katmadıklarından da kendilerini zaman zaman tehlikeli hallere sokabilirler. Hiperaktif çocuklar yaşıtlarına göre daha hareketlidirler. Okul ortamında, aile içinde sorun oluştururlar.

Belirtileri nelerdir?

  • Kıpır kıpır olarak adlandırılırlar. Elleri ayakları sürekli hareket halindedir.
  • İsteklerini erteleyemezler.
  • Koşuşturup durarak sürekli hareket etme istekleri vardır.
  • Çok konuşurlar.
  • Karşısındakinin sözünü  keserler.
  • Sıra beklemede güçlük yaşarlar.
  • Bir işi sessizce yapmada güçlük yaşarlar.
  • Kendilerine bir soru yönlendirildiğinde o sorunun bitmesi için bekleyemezler.

Sosyal, Duygusal, Fiziksel ve Akademik Olarak nasıldırlar?

            Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitesi olan bireylerin beyinleri normal kişilere göre farklı şekilde uyarılır. Bebeklik döneminde konuşmada gecikme yaşayabilirler. Kısa periyotlarla uyuyup uyanırlar. Bu yüzden vücut tam olarak dinlenme haline ulaşamaz.  İnce motor gerektirecek çalışmalarda bulunmazlar, bu yüzden çevrelerinde sakar olarak bilinirler. Bu çocukların acı eşikleri oldukça yüksektir. Bedenleri ve ruhları entegre olmakta güçlük çeker.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanılı çocukların akran ilişkileri zayıftır. Bu çocuklarda alma-verme dengesi yoktur. Örneğin;  bir oyunda elimizdeki topu arkadaşımıza attığımızda onun da bize veya başka bir arkadaşımıza o topu atarak oyunu devam  ettirmesini isteriz. DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite)’li çocuklar bunu devam ettiremez. Biz topu ona attığımızda topu bize geri atmama  ihtimali yüksektir. Topun hep kendisinde kalmasını ister. Konuşma dengesinde de aynı durum geçerlidir. Karşılıklı iletişimde konuşan kişinin sözlerini bitirmesine izin vermez. Ben susayım o konuşsun gibi bir dengeleri yoktur. Sorun çözme becerileri de gelişmemiştir. Bir durum yaşadıklarında sonucunu düşünmeden hareket ettikleri için yaptıkları hamleden  sona ne yapabileceklerini düşünmezler. Bununla birlikte kendilerine hakim olma becerileri de zayıftır ve bu kişiler hayatlarında büyük riskler alma konusunda daha cesaretlidirler.

            Akademik olarak zeka seviyelerinde bir farklılık yoktur fakat dikkat toplayamama, hareketlilik gibi faktörlerinden gerçek potansiyellerini ortaya tam anlamıyla koyamazlar. Grup öğrenmesinden ziyade birebirde öğrenmede daha başarılıdırlar.

            Çok kolay heyecanlanırlar. Duygularını kontrol etme konusunda yeterli olgunluğa ulaşamamışlardır. Yeterli olma gibi duyguları kolay deneyimleyemezler. Bu yüzden kendilerine bakışları düşer ve zayıf özbenlik duygusuna kapılırlar. Depresyon ve kaygı eğilimindedirler. Fakat bu çocukların depresyonunu normal depresyon belirtileri ile karıştırmamak gerekir. Depresyona girdiklerinde de çok hareketlidirler, dışarıdan bakıldığında anlamak oldukça zordur. İçsel olarak bakıldığındaysa keyifsiz ve amaçsızlardır.

Olumlu Özellikleri Nelerdir?

  • Esprilidirler
  • Sosyal merakları oldukça yüksektir.
  • Meraklı ve araştırmacılardır.
  • Anlamakta ve farkına varmada daha hızlıdırlar.
  • Memnun etme istekleri yüksektir.
  • Sportif faaliyetlere  yatkınlardır.
  • Motive olduklarında akranlarından iyi beceriler sergilerler.

Ailesi Olarak  Çocuğumuza Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğuna sahip ailelerin farkında olmaları gereken önemli konu çocuklarının sınırlarıdır. Çocuğunuzun sınırlarını bilip kabullendikten sonra çocuğun gereksinimine göre tutum ve tavır sergilemeniz  gerekir. En iyi yardımcı olabileceğiniz konu sevgidir. Çocuğunuza bu sevgiyi göstermekten kaçınmamalısınız. Çocuklar sizin sevginizi  hissettiklerinde alacağınız yolun en büyük kapısı da aralanacaktır. Peki ailesi olarak ne gibi şeyler yapabiliriz? Öncelikle evimizi çocuğumuzun özelliklerine göre güvenli bir hale getirmeliyiz. Çünkü çocuklar kendilerine hakim olamadıklarından akıllarına bir davranış geldiğinde o davranışın güvenli olup olmayacağını düşünmeden harekete geçerler. Tehlike görebileceğimiz eşyaları, alanları küçük düzenlemelerle daha güvenli bir hale getirebiliriz. Düzeni sağladıktan sonra da kontrolü elden bırakmamalıyız. Çocuğa çok katı kurallar koymamalıyız,  aynı zamanda fazla hoşgörülü de davranmamalıyız. Çocuğun yaşamını düzenlemesine destek olmalıyız. Onun fikirlerini, isteklerini de göz önünde bulundurarak bir planlama  takvimi hazırlanabilir. Adım adım gün içinde yapacakları ve saatleri düzenleyerek düzeni bozmasına fırsat verilmemelidir. Çocuğa birkaç yönerge aynı anda verilmemelidir. Örneğin yatağını topla sonra okul çantanı hazırla demek yerine her ricamızı tek tek ve aralıklı bir şekilde söylemeliyiz. Çocuğa düzen oluşturmalıyız.  Ev içinde veya okulda eşyalarını koyduğu veya koyacağı yer belli olmalıdır. Bizim için fark edilmeyecek değişiklikler onlar için bazen içinden çıkılmaz detaylar olabilir. Yine beslenme ve uyku saatlerine çok dikkat edilmelidir.

Bu çocuklarda disiplin çok önemlidir. Fakat bu disiplinin  baskıcı olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü bu otoriter tutum  suçlayıcılık ile de birleşirse çocuğun davranışlarında daha olumsuz sonuçlara sebebiyet verir. Örneğin; ‘Elli kere söyletmeden bir şeyi bırakmıyorsun.’ ‘Biraz dikkat et.’ Önüne bak.’ gibi söylemler çocuğun dikkatini toplamasına yardımcı olmaktan çok  kendini yetersiz hissetmesine yol açar, benliğini zedeler. Kendine karşı negatif tutumlar sergilemesine sebep olur ve davranışlarında bir iyileşme oluşturmaz. Bir istekte bulunurken yargılayıcı özgüvenini kırıcı davranışlar yerine çocuğa seçenekler sunma yoluna gidilebilir. Ona ‘Bunu yap.’ demek  yerine kendi seçimini yapması için fırsat verilmelidir. Net ifadeler kullanarak konuşulmalıdır.

Bu çocuklar kurallar konusunda gerek evde gerek okulda ve tüm  sosyal yaşamında  oldukça zorlanırlar. Bu yüzden onların yaşlarına ve gelişimlerine uygun  şekilde kurallar koyarak ve bu kuralları tutarlı bir şekilde hatırlatarak, uygulatarak davranışı  kazanmalarına  yardımcı olabiliriz. Evet bu kuralları öğrenmek onlar için biraz daha fazla zaman alıcı  olabilir fakat bizler kararlı bir şekilde bu kuralları uyguladığımızda ve uygulattığımızda bu istikrar bizi başarıya götürecektir. Kurallarımız çocukların gelişimine uygun olmalıdır. Verilen görevlerin süresi çok uzun olmamalı, kısa molalar vermelerine fırsat tanınmalıdır.

DEHB’li çocuklarda ödül ve ceza dengesi iyi ayarlanabilirse davranış düzenleme konusunda güzel gelişimler sağlamaya yardımcı olur. Çünkü bu çocukların ödüllendirilme ihtiyacı diğerlerinden daha fazladır. Burada verdiğimiz ödülün ne olduğundan çok ne zaman verdiğimiz önemlidir. Çünkü bu çocuklar sabırsızdırlar. Bizim yapacağımız şey ödülü, istenen davranış tekrarlandığı anda ona sunmak olmalıdır.  Örneğin sabah matematik ödevini bitirmesini istediniz ve çocuğunuz ödevini tamamladı ve yanınıza geldi. Onu ödüllendirmek için öğleden sonrayı veya akşam vaktini beklememelisiniz. Söz verdiğiniz ödülü, ödevini gösterdikten sonra çocuğunuza sunmalısınız. Aynı şekilde ceza uygulamasında da benzer tutum sergilenmelidir. Cezayı çocuğa vermeden önce de yine ona seçenek sunabilirsiniz. Örneğin iki seçenek sunarak cezasını seçmesine fırsat verilebilir.

DEHB ile mücadele etmek hem çocuğu hem de yetişkini oldukça yorar. Ailesi olarak yorulduğunuzun pek çok zaman farkında bile olmayabilirsiniz ve bu yüzden  yaşadığınız yorgunluğun davranışlarınıza nasıl yansıdığını görmek sizler için de zor olabilir. Öncelikle şunu bilmelisiniz ki çocuğunuzun  mutlu, huzurlu ve iyi olabilmesi için sizin iyi olmanıza ihtiyacı vardır. Sizin davranışlarınız çocuğunuzu etkiler. Bu yüzden kendi iyilik halinizi korumak için fırsatlar oluşturmayı unutmamalısınız. Kendiniz için ayıracağınız küçücük zaman  dilimi hem sizin hem de çocuğunuzun ruh sağlığı için oldukça yararlı olacaktır.

KAYNAKLAR

Semerci, B. ve Turgay, A.(2007). Bebeklikten erişkinliğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu. İstanbul:Alfa Yayınları

Kuzucu, Y.(2019). Küçükler İçin Büyüklere Çocuk ve ergen Ruh sağlığı. Ankara:Pegem Akademi Yayınları

Bursa Özel Osmangazi Okulları

PDR BİRİMİ

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU” te bir düşünce

  1. Yasemin Zeybek diyor ki:

    Oyun oynamak çocukları bedensel, duygusal, sosyal ve zihinsel olarak geliştirir. Yaşadıkları öfkeyi sitresi yatıştırır ama malesef günümüz çocukları oyunu bilgisayarda oynuyor hem sosyallesemiyor hemde saatlerce PS başında daha çok stres oluyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Destek Hattı